Yaygın bir inanış, müzik yapanların başka bir işe yaramayacakları yönündedir. Yurdumuzda "Çalgıcı" sıfatı ile aşağılanmaya çalışılan bir kitle olan müzisyenler, esasında normalin üzerinde yetilere sahip kişilerdir. Yine bir bilimsel yargıdır ki, müzik ile uğraşan kimselerin hem sosyal hem de matematiksel zekaları diğerlerine göre farkedilir derecede yüksektir.
Yapılan bilimsel araştırmalar, müziğin herhangi bir dalı ile ilgilenen bireylerde, artan matematiksel muhakeme kabiliyeti ortaya çıktığını göstermektedir. 2004 yılında American Psychological Society tarafından yayınlanan bilimsel raporda aşağıdaki verilere ulaşılmıştır.
Aynı yaş ve zeka düzeyinde, denk eğilimlere sahip, ortak kültür gruplarından 4 denek grubu ele alınmış, ilk gruba piyano eğitimi, 2. gruba ses eğitimi, 3. gruba drama eğitimi verilmiş, 4. gruba ise hiçbir eğitim verilmemiştir. 36 seanslık eğitimin ardından iq değerleri sınanmış ve şu sonuçlara ulaşılmıştır. Kontrol grubuna kıyasla piyano eğitimine alınan çocuklarda 5.8 puan, ses eğitimine alınan çocuklarda 7 puan, drama eğitimine alınan çocuklarda 3.5 puan artış meydana gelmiştir. Bu rapor kanıtlamaktadır ki, müzik kimsenin mühendis olmasına engel değildir.
Kaldı ki, kurumumuzda eğitim alan yetişkin öğrencilerimiz içerisinde yüksek öğrenim görmüş kişiler ve özellikle fen bilimleri alanlarından mezun olanlar diğerlerine göre daha hızlı yol katetmektedirler.
Elbette istisnalar mevcuttur. Bir bilimsel yargı için bile istisnaların yokluğundan söz etmek doğru değildir. Ancak kurumumuzda da gözlenmektedir ki, öğrencilerimiz, yaşıtlarından çok daha ileri algılama ve muhakeme kabiliyetine sahiptirler.
Zaten müzik bir disiplin işidir. Yani müzik yapabilmek için belli prensipleri edinmek ve bu yolda çaba göstermek gerekir. Süreç içerisinde edinilmek zorunda olunan matemetiksel işlem yetisi de bunlara eklendiğinde müzik dışındaki meziyetleri de oldukça yüksek bireyler ortaya çıkabilecektir.
Müzik insana neler kazandırır?
- Daha yüksek matematiksel işlem yetisi.
- Muhakeme kabiliyeti.
- Disiplin davranışı.
- Çalışma ve egzersiz bilinci.
- Daha yüksek duygusal zeka.
- Özel yeteneklerin beslenmesi, bu yönlü ihtiyaçların giderilmesi.
- Daha relaks bir ruh hali.
- Sosyal statü.
- Dilediğiniz zaman canlı müzik.
Müzik insana neler kaybettirir?
- Bilgisayar oyunları ve televizyon.
- Günde en fazla 45 dakika.
- Entrüman edinmek için bir miktar maddi kaynak.
- Şehir sokaklarındaki zararlı alışkanlıklar, arkadaşlıklar.
- Beslenmemiş bir ruh.
- Can sıkıntısı.
- Saatlerce internet gezintisi.
- Boşa geçirilen zamanlar.
Çocuk ve genç yaştaki öğrencilerimizin pek çoğunun velisinde gördüğümüz bir yaklaşım da, müzik eğitimi almanın ve bir enstrüman çalmanın çocuklarının eğitimine olumsuz etkide bulunacağını düşünmeleridir. Üzüntüyle karşıladığımız bu yaklaşım ne yazık ki kimi özel dersaneler tarafından bile destek görmektedir. Buradan açıkça ve altını çizerek söylüyoruz ki, herhangi bir eğitim kurumu' nun, enstrüman çalma eyleminin, çocuğunuzun gelişiminde olumsuz etkiye yol açacağını beyan etmesi, tek cümle ile; çocuğunuzun geleceğine vurulan bir darbedir ve ciddi anlamda kötü niyetli bir yaklaşımdır.
Öyle ki; tüm bilim dünyasının, müzik eğitiminin özellikle çocuk ve gençlerin gelişimde çok büyük olumlu etkiye sahip olduğunu savunduğu bir ortamda, herhangi bir eğitim kurumunun bu eğitimlere karşı olumsuz tavır sergilemesi pedogoji bilimi ile hiçbir ortak noktaları olmadığının kesin göstergesidir.
Hiçbir birey yaşamının tamamında ders çalışmak gibi "fantastik" olarak tanımlanabilecek bir yaşam biçimine sahip olamaz. Olması da doğru değildir. Zaten yaşadığımız pek çok gençlik problemi de bu sebeple ortaya çıkmaktadır. Hele ki günümüz stres ortamında gencecik beyinlerin sadistçe ezilmesi konusunda söyleyecek kelimeler bulamıyoruz.
SOSYAL FAALİYETLERİ DESTEKLEYİN
Çocuğunuzun hangi yaşta olursa olsun, gelecekte hem kensidine hem de topluma faydalı, ufku açık, bilinci yerinde, muhakeme kabiliyetine sahip zeki bir birey olmasını istiyorsanız, lütfen sosyal faaliyetlerini destekleyiniz. Kültür ve sanat eğitimi bir toplumun ilerlemesinde en temel taşlardan birisidir. Öyleki Avrupa medeniyetlerinin en gelişmiş kültür grubu haline gelmesinde kültür ve sanatın etkisini görmek için alim olmaya lüzum yoktur.
Aynı şekilde ülkemizde de, gelişmiş bireyler yetiştirmek için bu alanda ciddi atılımlar yapılması; öncelikle birey olarak hepimizin aile içinde kültür ve sanata değer vererek işe başlaması gerekmektedir.
Vizyonu olmayan, statik düşünce yapınına sahip, yaratıcı olmayan, sorgulamayan ve hatta düşünmeyen bireylerden, okuduğu okuldaki tüm derslerden 100 almış, okullarını en iyi derecelerle bitirmiş olsalar dahi, ne kendilerine, ne memlektimize ne de dünyaya çok büyük faydalar ummamak gerekir.
Modern iş dünyası da bunun farkında olsa gerek ki, pek çok büyük işletme personel alımlarında kültür ve sanata olan eğilimlere büyük önem vermektedir.
Sonuç olarak çocuklarınızı müzikten uzaklaştırarak onlara daha iyi bir hayat sunmak bir yana dursun, ortaya çıkması muhtemel bir dahiyi yokediyor olabilirsiniz. Müzik, ister üniversiteye hazırlanıyor olsun, ister ilköğretim de okuyor olsun, hiçbir çocuğun eğitiminde olumsuz bir etkiye yol açmaz. Zaten özel müzik kurslarının maksadı profesyonel müzisyenler yetiştirmek değil, amatör ihtiyaçlarını karşılamak isteyen bireylere eğitim desteği vermektir. Eğer müzik eğitimi almakta olan çocuğunuzun eğitiminde düşüş gözlemliyorsanız çözümü başka alanlarda aramalısınız. Örneğin, eğitim standartlarını gözden geçiriniz, aile içi davranışları gözden geçiriniz, çocuğunuzun sosyal çevresini gözden geçiriniz, çocuğunuz için gelişim danışmanlığı desteği alınız.
Gelişim danışmanları, bir başka deyişle psikolojik danışmanlar, gelişim çağındaki çocuklar ve gençler için mutlaka bir kültürel veya sportif etkinliğin gerekliliğinden söz etmektedir. Geleneksel düşünce sisteminin ne kadar büyük hatalarla dolu olduğu kendi çocukluğunu veya gençliğini sorgulayan her velinin takdiri olacaktır.
İSTATİSTİK:
2008 - 2009 öğretim yılında, üniversite sınavına gireceği için kurstan alınan öğrencilerimiz ve sınava girecek olmasına rağmen eğitimlere devam eden öğrencilerimiz arasında yaptığımız istatistiksel araştırma şu verileri ortaya çıkarmıştır.
- Sınava gireceği yıl, eğitim almaya devam eden öğrencilerin %95' i bir yüksek öğretim kurumuna girebilmiştir.
- Sınava gireceği için kursu bırakanların %20' si sınavda başarı göstermiştir.
- Sınavı kazanan öğrenciler Ankara, İzmir, İstanbul ve Eskişehir'deki üniversitelere yerleşmıiştir.
Bu istatistik kurumumuz tarafından her sene yapılmakta ve yaklaşık aynı sonuca ulaşılmaktadır.
Buradan şu sonuçlar çıkarılabilir.
- Müzik eğitimi almak bireylerin üniversite kazanmasını engellemez.
- Müzik eğitiminden uzaklaştırma bireylerin daha yüksek başarı elde etmesini sağlamaz.
Yine başka bir istatistiki veri de, derslerinin daha iyi olması için kurstan alınan öğrencilerin derslerinde hiçbir gelişme gözlemlenmemesi; tersi biçimde kursa kayıt olduktan sonra derslerinde olumsuz ilerleme olanların neredeyse hiçbirinin, derslerinde düşüş olmamasıdır.
Üzülerek belirtmek isteriz ki, her ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın, bir bireyin normal dışı davranışları kesinlikle müzikle olan ilişkisi ile ilgili değildir. Tarihte müzikle ilgilendiği için başarısız olmuş birey sayısı emsal gösterilemeyecek kadar azdır ki muhtemelen bu bireyler müzikle ilgililenmeseler de başarılı olmayacaklardı.
Ebevenyler günümüzde suçu çevrelerinde aramaktadır ve bu büyük bir hatadır. Açıkça belirtmek isteriz ki, çocuklarınız makina değildir. Özellikle 12 - 19 Yaş arası gençlerimizin gelişim sürecinde takınılacak tavır oldukça önemlidir.
Kimi velilerimizin "CEZA" olması bakımından çocuklarını müzikten uzaklaştırmaya çalışmaları dramatik neticelere yol açmaktadır. Bu güne kadar, hiçbir çocuk görülmemiştir ki velisi tarafından müzikten uzaklaştırılarak başarıya ulaştırılsın. Ne yazık ki bunun sonucunda çok daha olumsuz neticeler ortaya çıkabilmektedir.
Yukarıda da değindiğimiz gibi bu davranış beklenen etkiyi yaratmamakla beraber, çocuğunuzun sahip olacağı sosyo-kültürel çevreyi ve hobi kazanımlarını da ortadan kaldırmaktadır. Dolayısıyla elinize kocaman bir hiç kalmaktadır.
Burada değinilmesi gereken çok önemli bir husus da, günümüz gençlerinin, bir önceki nesle göre çok daha farklı bir vizyonu olmasıdır.
Örneğin 1930' larda dünyaya gelmiş bireyler otoriteye çok yüksek oranda sorgusuz itaat ederken, 1950' lerde dünyaya gelenler otoriteyle mücadele etmiş, günümüz gençliği ise otoriteyi köşeye sıkıştırabilecek yeteneğe sahip olmuşlardır.
Yani 2000' li yılların çocuklarına bir talimat verdiğinizde, bu talimatınızı izah etmek zorundasınız. Çünkü bu bireyler, daha çok düşünmekte, daha çok muhakeme yapmakta, daha çok bilgiye daha hızlı erişmektedir ve bilimsel olarak daha yüksek IQ değerlerine sahiptirler.
Eğer çocuklarınızın bu durumlarını dikkate almayarak, kendi yetişme tarzınızın aynısını onun üzerinde uygulamaya çalışırsanız başarısız olursunuz. Burada bahsedilen etik değerler değil, yaklaşım ve iletişim tarzıdır. Elbette her dönemde Türk toplumunda etik değerler üst düzeydeydi, bundan sonra da öyle olacaktır. Bahsimiz bilimsel pedogoji ilkeleri üzerinedir. Bilimsel veriler ışığında modern yetiştirme ilkeleri hakkındadır.
Eğer çocuklarınızın genel davranışlarında hissedilir bir olumsuz değişimle karşılaşırsanız, lütfen bir çocuk gelişimi uzmanı, Hekimle görüşünüz, hatta bu eylemi herşey normal iken de yapınız. Zira çocuklarınız sizin için olduğu kadar bizim için de değerli.
NOT: Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Uzmanlarından çok, Tıp doktorlarını tercih ediniz. Zira çocuklarınıza özellikle gelişim çağında bilimsel tanıları koyabilecek ve en doğru yönlendirmeyi yapabilecek kişiler hiç şüphesiz hekimlerdir. Psikolog veya Psikyatra gitmek hiçbir şekilde olumsuz bir davranış değil, modern ebeyenin kesinlikle başvurması gereken bir eylemdir.
Kursiyerlerimiz arasında örgün eğitim görmekte olan öğrenciler olduğu gibi, üst meslek gruplarından da pek çok kimse bulunmaktadır. Mimardan hakime, sosyologdan bilgisayar mühendisine kadar pek çok meslek grubundan yetişkin öğrencilerimiz bulunmaktadır. Bu kişilerin dahi çok yoğun olan yaşam tempoları içerisinde müziğe yer ayırabiliyor olması, kimi velilerimize örnek teşkil etmelidir diye düşünüyoruz.
MÜZİK BİR KİŞİSEL UĞRAŞTIR, PROFESYONEL OLMAYABİLİR...
Ailelerimizin bir diğer korkusu da, çocuklarının mühendislik, doktorluk gibi mesleklerden uzaklaşması kaygısıdır. Esasen böyle bir kaygıya mahal yoktur. Öyle ki kurumumuzda en son tavsiye edilen şey, profesyonel müzisyen olmak konusudur. Zira müzik başka meslekler ile paralel yürütülebilecek amatör bir uğraş olarak da oldukça eylenceli bir yaşam aracı olabilir.
Aşağıda birkaç önemli isimden bahsederek tüm sayfa boyunca anlattıklarımızı kanıtlamak istiyoruz.
Albert Einstein
Hala gelmiş geçmiş en zeki insan ve evrenin kanunun mucidi sıfatlarını elinde bulunduran Albert Einstein' ın neredeyse virtüözite düzeyinde keman ve piyano çaldığını biliyor muydunuz?
Einstein müziği bir yaşam biçimi olarak seçmiş, ölene dek kemanını yanından hiç ayırmamıştır.
Alexander Graham Bell
Telefonun mucidi Bell, piyanoyu hayatının anlamı olarak tanımlamaktaydı.
Thomas Edison
Ampul başta olmak üzere 2000 civarında patentli icadı bulunan edison iyi derecede piyano çalabilmekteydi.
Bill Clinton
42 Amerikan başkanı Clinton, Saxofon ve Klarnet çalmaktadır.
Benjamin Franklin
Amerikan kurtuluş bildirgesine imza atan diplomat olan Franklin, gitar ve keman çalmakta idi.
Thomas Jeferson
3. Amerikan başkanı olan Jeferson, Çello ve keman çalmaktaydı.
Richard Nixon
37. Amerikan Başkanı olan Nixon, piyano ve akordiyon çalmaktaydı.
Liste bu şekilde uzayıp gitmektedir...
Müzik hayattır. Onu engellemeyin...
*: BU MAKALE ÖZDEM MÜZİK AR-GE ÇALIŞMALARI KAPSAMINDA, ARAŞTIRMA GELİŞTİRME EKİBİ TARAFINDAN BİLİMSEL KAYNAKLARDAN YARARLANILARAK HAZIRLANMIŞTIR. KULLANILAN KAYNAKLAR AŞAĞIDAKİ GİBİDİR.
- Ehrenberg, R.G., Brewer, D.J., Gamoran, A., & Wilms, J.D. (2001). Class size and student achievement. Psychological Science in the Public Interest
- Ho, Y.-C., Cheung, M.-C., & Chan, A.S. (2003). Music training improves verbal but not visual memory: Cross-sectional and longitudinal explorations in children. Neuropsychology.
- Huttenlocher, P.R. (2002). Neural plasticity: The effects of environment on the development of the cerebral cortex. Cambridge, MA: Harvard University Press.
- Reynolds, C.R., & Kamphaus, R.W. (1992). Behavior Assessment System for Children. Circle Pines, MN: American guidance Service.
- Costa-Giomi, E. (1999). The effects of three years of piano instruction on children’s cognitive development. Journal of Research in Music Education
- Thompson, W.F., Schellenberg, E.G., & Husain, G. (2001). Arousal, mood and the Mozart effect. Psychological Science
- Thompson, W.F., Schellenberg, E.G., & Husain, G. (2004). Perceiving prosody in speech: Do music lessons help? emotion
- Wechsler, D. (1991). Wechsler Intelligence Scale for Children–Third Edition. San Antonio, TX: Psychological Corp.
- Lynn, R., Wilson, R.G., & Gault, A. (1989). Simple musical tests as measures of Spearman’s g. Personality and individual Differences.
- Rauscher, F.H. (2002). Mozart and the mind: Factual and fictional effects of musical enrichment. In J. Aronson (Ed.), improving academic achievement: Impact of psychological factors on education (pp. 267–278). San Diego, CA: Academic Press.
- Genel internet veri tabanı.
- Özdem Müzik Arşivi.
Bu Sayfa İçin Anahtar Kelimeler: Müzik eğitimi neden önemlidir, müzik dersi almak neden hayatı olumlu yönde etkiler, gitar dersi alan öğrenci üniveristeyi kazanabilir, müzik dersi ve hayata olumlu etkileri, gitar, keman, bateri, flüt, elektro, bass, klasik, akustik, pop, kursu, dersi eğitimi, eğitimleri, kursları, dersleri, kurs, ders, eğitim, kurslar, dersler, eğitimler, ihtiyaç
Geri Dön